Kadın ve Toplum

Dilara Bülbül'ün bloğumuz için yazdığı yazıyı paylaşıyoruz.

***

Evrensel bir salgının ortasındayız ve bu salgın hemen hemen herkesi yakından ilgilendiriyor. Her gün binlerce insan bu hastalığın bir çeşidine maruz kalıyor. Bu salgın genellikle fiziksel iz bırakmıyor, bu yüzden sağlıkçıların gözünden kaçabiliyor. Her gün kadınlar şiddete maruz kalıyor, bazıları yaşamda kalma mücadelesine galip gelirken, diğerleri kaybediyor. Bu şiddetin bazı riskli sonuçları mevcut: Bunlar travmatik beyin hasarı, depresyon, cinayet, intihar gibi ölümcül sonuçlar…Artık bu salgına karşı tüm dünya olarak daha çok mücadele etmeliyiz. İlk olarak küçük küçük farkındalıklar oluşturarak, ardından çok büyük bir özveriyle bu salgına dur demeliyiz. Örneğin; şiddete maruz kalan bir kadın gördüğümüzde kapı aralığından bakıp kapatmak yerine tepki koymalıyız. O kadının yanında olmalıyız. Ne pahasına olursa olsun… Küçük bir çocuk, bedenine karşı kötü bir dokunuş hissettiğini söylediğinde sessiz kalmasını söylemek yerine o küçük çocuğun çıkaramadığı ses olmalıyız. Ve çok daha fazlası… Bir şeylere belki de ”Ben” demek yerine “Biz” dediğimiz zaman evreni farklılaştıracağız.

Şimdi de aile içi şiddet ve tecavüze değinmek istiyorum. Hepimiz şahit olduğumuz üzere mağduru suçlamanın yaygın olduğunu biliyoruz, çünkü işimize gelen taraf oluyor sanırım. Örneğin; “bu kadınlar niye bu erkeklerle çıkıyor? Neden bu erkekleri çekici buluyor? O partide ne giymişti? Neden içki içiyordu?” gibi yorumlara maruz kalırız. Size soruyorum, sizce bu sorular şiddet ve tecavüz gerekçesini doğru kılar mı? Sizlere şahit olduğum bir diyaloğu aktarmak istiyorum ; Bir zaman diliminde gözlemci olarak katıldığım bir davada mahkeme başkanı tecavüze maruz kalmış mağdura “Neden sesini çıkarmadın, rızan mı vardı?” diye bir soru sordu. Çok üzücü… Sorun tam olarak burada başlıyor. Bizler artık sormamız gereken sorularda değişiklik yapmalıyız. Örneğin; neden bu kadar çok erkek fiziksel, duygusal, sözlü olarak ve diğer yollarla sevdiğini iddia ettiği kadınları, erkekleri, çocukları istismar ediyor? Bu neden toplumumuzda ve bütün dünyada bugün ortak bir sorun? Ancak bu tür bağlantıları kurmaya ve bu önemli büyük soruları sormaya başladığımız zaman nasıl dönüştürücü bir güç olabileceğimize dair konuşmaya başlayabiliriz. Fakat biz durmaksızın kadınların ne yaptığına odaklanır ve ilişkiler bazında düşünecek olursak hiçbir yere varamayız.

Ama bir şeyler değişecek. Biz bu salgınla tüm dünya mücadele ediyoruz. Hiçbir mücadele karşılıksız kalmamalı. Bu meseleler hakkında dün, bugün ve yıllar boyunca konuşmaya çalışan çok sayıda kadının bu girişimlerden dolayı susturulduğunu biliyorum. Çünkü ayağa kalkan ve tacize sessiz kalmayan, hem kendisinin hem de diğer kadınların, erkeklerin ve çocukların hakkını arayan kadınlara oturmalarını, seslerini kesmelerini, güncel sistemi muhafaza etmelerini söyleriz. Çünkü ortalığın karıştırılmasından hoşlanmayız. Sessiz kalınmasını öğrettiler ama şükürler olsun ki kadınlar bunu yapmadılar. Buna karşı savaşabilecek çok sayıda kadın liderin olduğu ve içi merhamet dolu erkeklerin de olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Ben gelişen ve birlikte çalışan kadın ve erkeklerin umutlu bir değişim ve dönüşüm başlatabileceğini umuyorum. Bu dünyadaki tüm çocuklara bu yaşamı borçluyuz. Onlara bir hayat bırakacağız ve onlar da her zaman başları dik yüzlerindeki tebessümle yaşayacaklar…

Tüm yara almış kadınlara ve çocuklara yüreğimle sarılıyorum.Mücadelemiz hiç bitmeyecek.
 

Dilara Bülbül